İş birlikçilerin şemsiyesi altında barış mücadelesi verilemez...

24 Nisan günü adanın her iki yarısında kitleler barış ve federal çözüm talebiyle yürüdü...

Hiç kuşkusuz kitlelerin barış talebi haklıdır... Kıbrıs halkı 1955 yılından bu yana süregelen Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden bıkmış usanmıştır! Bu sorun, 1958 yılından başlayarak ada halkını oluşturan iki büyük toplum arasında çatışmalara yol açtı. Birçok masum insan bu çatışmalarda hayatını kaybetti... 1958, 1963-64, 1967 ve nihayet 1974 yılında savaşlar yaşandı.

Çözüm ve barış Kıbrıs halkının sadece özlemi değil, hakkıdır da! Bizler ana yurdumuzun, Kıbrıs'ımızın toprakları üzerinde huzur içinde ve insanca yaşamak istiyoruz... 66 yıldır önümüzü görmeden, geleceğimizi planlayamadan yaşamaktan usandık.

Üstelik 66 yıldır ada halkı olarak yaşadıklarımız ne için?... Kimin uğruna? Bunca kayıp, bunca şehit, bunca dul, yetim ve öksüz hangi dava uğruna?... İki buçuk emperyalist gücün Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’daki çıkarları uğruna!... Değer mi?... Değdi mi?

Emperyalist büyük güçlerin hegemonya ve kar hırsı için halkımızı kurban etmesi adil mi?...

Hiç kuşkusuz yaşananlarda aramızdaki iş birlikçi ve satılmışların da payı var... Emperyalist güçlere, Kıbrıs'ımız için planladıkları tüm kötülükleri hayata geçirme fırsatı veren bu hainlerdir. Kendi içimizdeki hainler olmasa, emperyalist güçler adamız üzerindeki emellerini gerçekleştiremez, halkımızı birbirine kırdıramazdı...

 
Bu hainler ve iş birlikçiler, yine iş başında. Bir kez daha Kıbrıs halkının çözüm ve barış isteğini istismar etmeye soyundular... Tıpkı Annan referandumu öncesinde ve sonrasında yaptıkları gibi!

Bölünmüş adamızın iki yarısından siyasi parti ve gruplar, kitleleri barış için meydanlara döküyor! Fakat yapılan barış çağrılarının içeriği ne?... Tatar’dan ve Anastasiades’ten "yapıcı" ve "çözume yönelik" tavır sergilemelerini istemek!... Bu tavır emperyalist güçlerden çözüm beklemekten başka bir anlama gelmez... Çünkü bu iki lider ve temsil ettikleri egemen sınıflar, Anglo-Amerikan emperyalizminin iş birlikçileridir. Anglo-Amerikan emperyalizmi ise, günümüz dünyasının en önemli kan emici gücüdür.

BM tarafından düzenlenen uluslararası konferans bugün Cenevre'de başlıyor. BM genel sekreteri Guterres, tavrını çoktan netleştirmiş olan tarafların nabzını yoklayıp çözüm için zemin arayacakmış! Ortak zemin olmadığı bilindiği halde düzenlenen bu toplantının amacı ne olabilir?

Hedef kesinlikle ortak bir zemin veya uzlaşı aramak değil! Niyet uzlaşı olsaydı, bu çoktan elde edilirdi. Niyet çözümsüzlüğü sürdürmektir! Statükoyu korumak ve güçlendirmektir!

Çözüm ve barış güçleri, barış uğruna yürüttükleri mücadeleyi Tatar ve Anastasiadis’ten "yapıcı" tavır istemekle sınırlandırdıkları sürece, statükonun devamına ve güçlendirilmesine hizmet ederler. Bu iki "lider"in emir kulu olduğunu çok iyi bildikleri halde halkı aldatma operasyonlarına destek verdiklerini gösterirler.

Özellikle Ankara'ya tavla teslim olmuş CTP’nin barış yanlılığı sahtedir... Kıbrıs'ın kuzeyindeki anayasa mahkemesi kararının emir ve tehdit yoluyla değiştirilmesi için talimat veren Recep Tayyip Erdoğan'a sesini çıkaramayan, ve onun dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Kuzey Kıbrıslı siyasilere ayar vermek üzere düzenlediği yemeğe katıldıktan sonra da bu konuda gıkı çıkmayan Erhürman yönetimindeki CTP’nin iş birlikçiliğini sorgulamaya bile gerek kalmamıştır... Bu iş birlikçilerin şemsiyesi altında barış mücadelesi yürütülemez!

Kıbrıs sorununu yaratan emperyalist güçlerin bu sorunu çözmeye niyeti olmadığını, niyetin de ötesinde artık bu tür ulusal sorunları çözebilecek yetenekleri olmadığını, bir dizi emperyalist gücün Doğu Akdeniz ve Ortadoğu üzerindeki çıkar çatışmalarını dengelemenin mümkün olmadığını anlamalıyız... Emperyalist dünyada anlaşmazlıkların çözümü ancak güçlü olanın kendi çözümünü zayıf olana empoze etmesiyle mümkündür!

Samimiyetle barış isteyen tüm unsurlar, sorunun bütün yönleriyle netleştirileceği bir çerçeve anlaşması ortaya koymadıkları sürece statükoya hizmet ederler; ve barış yapmak bir yana, barışın önündeki önemli engellerden biri haline gelirler...

 

27 Nisan 2021, Avrupa gazetesi

Yorumlar

Popüler Yayınlar