Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti çerçevesindeki toplumsal hakları, TC ve gerici Türk yönetimi tarafından reddedilmiş, toplum yarım asırdan fazla bir süredir uluslararası hukuk dışında yaşamaya mahkum edilmiştir... Kıbrıs Cumhuriyeti, adanın güney yarısında varlığını Kıbrıslı Rum egemenlerin kontrolünde sürdürmeye devam ederken, Kıbrıslı Türkler adanın kuzeyinde, Türkiye'nin fiili işgali altındaki topraklarda, uluslararası hukuk dışı bir idare altında, Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasından kaynaklanan tüm toplumsal haklarından yoksun olarak, cumhuriyetin garantörlerinden biri olan Türkiye Cumhuriyeti tarafından uluslararası hukuk dışında yaşamaya ve vatansızlığa mahkum edilmiştir! Diger iki garantör Britanya ve Yunanistan da bu haksızlığa zemin hazırlayıp destek veriyor. Yani onlar da işlenen suça ortak... Sıkıntı bu kadarla da kalmıyor! Kıbrıs Cumhuriyeti devletini ele geçiren ırkçı ve şoven Kıbrıs Rum burjuvaları, Kıbrıslı Türklerin cumhuriyet içerisindeki bireysel haklarını da
En son yayınlar

Anastasiades samimiyetini kanıtlayabilir mi? (1)

Geçtiğimiz perşembe akşamı (16 Eylül 2021) Avrupa futbol gecelerinden biriydi... Kıbrıs futbol takımlarından Omonia, deplasmanda Kazakistan’ın Kairat takımıyla berabere kalırken, Anorthosis de kendi yerinde Sırbistan'ın Partizan takımına 1-0 mağlup oldu. Ya bizim takımlarımız?... Mesela bir Çetinkaya, MTG, Gönyeli, Yenicami, Ocak neden Avrupa futbol turnuvalarında yok?!... Yalnız futbol mu?... Hiçbir uluslararası spor olayında yokuz! Bunun nedenlerinin kaçımız farkındayız acaba?... Bir NATO planı çerçevesinde; ABD, İngiltere, Türkiye ve Yunanistan'ın işbirliği içinde gerçekleştirdiği 15-20 Temmuz 1974 operasyonları sonucunda, adamız fiili olarak taksim edilmiştir. Güney Kıbrıs'ın Türklerden, kuzeyin de Rumlardan etnik olarak temizlenmesi operasyonlarında, Kıbrıslı Rum ve Türk burjuvalar birlikte hareket etmiştir... Ana yurdumuz Kıbrıs'ın bölünmüşlüğünün baş sorumlusu Anglo-Amerikan emperyalizmidir. Ancak bu suça ortak olan, ve onlar olmasa ülkemize ve halkımıza karşı

Yılmaz Güney'den tavsiyeler...

Bugünkü köşemi 9 Eylül 1984 tarihinde kaybettiğimiz devrimci sanatçı Yılmaz Güney’e ayırdım. Ölümünün 37. yılında, Yılmaz Güney'in devrimci duruşu ve düşünceleri mücadelemize ışık tutmaktadır. " Halkın sanatçısı, halkının savaşçısıdır! ... Proleter sanatı, proletaryanın iktidar mücadelesinin dışında, yalnızca yardımcı bir unsur olarak değil, bizzat o mücadelenin ayrılmaz, canlı bir parçası olarak görüyorum. Proleter sanatçısı da, ancak o mücadele süreci içinde devrimin yüklediği çeşitli görevlerle birlikte vardır." (s.9) Günümüzde de emperyalist kapitalist egemenliklerin yıkılmazlığı düşüncesine yaygınlık kazandırmaya çalışıyorlar. Her şey gibi bu da değişecek ve emeğin toplumsal niteliğine uygun, ileri insanın gerçek özgürlüğüne doğru adım adım yaklaşan bir sistem egemen olacaktır. Bu sistemin adı sosyalist sistemdir." (s.10-11) "Her başarılı atılım, belli oranda hataları, eksiklikleri de barındırır içinde. Hatanın ve çarpıklıkların bilincine varan ve bun

Geçiş noktalarındaki işkence son bulmalı!

Kıbrıs'ın güneyini, yani Kıbrıs Cumhuriyeti'ni yöneten Rum egemenlerin de, kuzeydekiler gibi, emperyalist güçlerin işbirlikçisi olduğunu her fırsatta belirtiyorum... "İki devletli çözüm" söylemleri, Recep Tayyip Erdoğan ve Kuzey Kıbrıs'taki sözcülerine ait bir siyaset değildir. Bu siyasi yaklaşımın mimarı Anglo-Amerikan emperyalizmidir. Anglo-Amerikan emperyalizminin taşeronlarından biri de Kıbrıs Rum liderliği ve Cumhurbaşkanı Anastasiades'tir. Pandemi öncesinde barikatlardan geçişlerde Rum tarafı sadece güneye geçişlerde AB vatandaşı olmayanların geçişini önlemek için kimlik kontrolü yapıyordu.Güneyden kuzeye geçişlerde ise hiçbir kontrol yoktu. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti, yeşil hattı "iki devlet" arasında bir sınır olarak kabul etmiyordu. Pandemi sonrasında ise, tam tersini uygulamaya başladı. Sadece girişleri değil çıkışları da kaydetmeye başladı! Diyelim ki giriş çıkışları güvenlik açısından kontrol etmeleri gereklidir! Peki ya bu kayıt işle

Kıbrıs Cumhuriyeti'nde pasaport ve ihanet...

Kıbrıs Cumhuriyeti'ni yöneten muhafazakar milliyetçi DYSI partisi, cumhuriyetin egemenliğini, bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini baltalayan eylemlerden rahatsızlık duyduğunu ifade etti. Kıbrıs Cumhuriyeti sözcüsü, "Türk ırkından" gelme ikiz kardeşlerine bağımsızlık dersi vermeye kalktı! Hükümet sözcüsü (ve pek çokları), vatan hainliği konusunda atıp tutmayı, önlerine gelene çamur atmayı ve işleri oldu bittiye getirmeyi çok seviyorlar! Rum ırkından gelme egemenler, Türk ırkından gelmelerin Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını iptal ederek onlara ders vermeye kalktı! Bir hain, öbür haine demiş ki; “yahu sen ne kadar hainsin!” Yıllarca Britanya İmparatorluğu'nun isteğine göre iş yapıp, Kıbrıs Komünist Partisi'ne karşı ve dolayısıyla Kıbrıs’ın bağımsızlığına karşı iş yapacaksınız; ama tarihin ve halkımızın tüm bunları unutmasını, size inanmasını isteyeceksiniz! Britanya'nın çıkarlarına zarar veren hiçbir şeye taraftar olmayacak ve Britanya ka

Kıbrıslı Türklerin aşı kartı sorunu derhal çözülmelidir...

KKTC’nin ayrı ve bağımsız bir devlet olduğu iddiasını sürdüren de facto yapı nedeniyle, Kıbrıs'ın kuzeyinde yaşayan bir milyona yakın insan mağdur olmaya ve yokluklar içinde yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor... Özellikle Corona virüs pandemisi nedeniyle oluşan yeni dünya koşullarında, insanlarımız aşılandıkları halde yurt dışı seyahatlerine gidemiyor... Bu durum özellikle Avrupa ülkelerinde öğrenim gören gençlerimizi etkilemekte, yaz tatili için ailelerinin yanına dönen yüzlerce genç okullarına dönebilmek için alışılmadık güçlüklerle karşılaşmaktadır... Bir aşı kartı işini bile çözmekten aciz Kuzey Kıbrıs'taki alt yönetim, halkın sorunlarıyla ilgilenmek yerine abesle iştigal etmekte, olmayacak çözüm hayalleriyle halkı aldatmaktadır. Halkımızın serbest seyahat edebilmesi için, bir an önce uluslararası geçerliliği olan aşı kartlarının Kıbrıs Cumhuriyeti'nden temini için gereken önlemlerin alınması şarttır. Anastasiadis yönetiminin de, Kıbrıslı Türklerin aşı kartı tem

Tatar ayrılıkçı da sen nesin ya Giriye Anastasiyadi?...

Kıbrıs Cumhuriyeti'nde Mayıs 2021’de yapılan parlamento seçimlerinde, iktidardaki DYSI partisi bir miktar oy kaybına rağmen birinci parti olma konumunu ve iktidarını korudu. DYSI’den kaçan oyların, genellikle aşırı sağcı, faşist ELAM’a gittiği öngörülmektedir. Bunu dikkate alan DYSI, söylem ve icraatlarında ELAM tabanını kendine yaklaştıracak tavırlar geliştirmeye başladı. Yabancı düşmanlığı, Türk düşmanlığı ve ırkçı yaklaşımlar, DYSI’nin politikalarının öne çıkan unsurları olmaya başladı. Özellikle de Kıbrıs Cumhuriyeti'nin İçişleri Bakanı, ırkçı ve şoven bir kişilik olarak öne çıkıyor.  Bundan üç ay kadar önce, İçişleri Bakanlığı'nın insiyatifinde çıkarılan bir kararnameyle, Baf’ın Kloraka bölgesi "mültecilerden arınmış bölge" ilan edildi. Mültecilerin Kloraka'ya girişi yasaklandı. Hatta Kloraka’da 2 vatandaş, evlerini mültecilere kiraladıkları için tutuklandılar ve mahkemeye veriliyorlar... Hitler faşizmi bile ayrımcılığı ve yabancı düşmanlığını bu kadar