Zemin değil zaman...

Emperyalist burjuvazinin Sovyetler Birliği'nin çökertilmesi sonrasında her alanda işçi sınıfının kazanımlarına saldırısı ve sözde "neo" liberal gerçekte çok bilinen maksimum kar hedefine yönelik olarak hayata geçirdiği ekonomik saldırılar karşısında kendini "sol" olarak tanımlayan bazı kesimler, emperyalist sistemden kurtulmak yerine emperyalist sistemi yumuşatarak onunla birlikte var olmanın propagandasını yapmaktadır. Bu yaklaşımı sol olarak kabul etmemiz mümkün değildir... Bu yaklaşım emperyalist burjuvaziye teslim olmuş küçük burjuvazi ile emperyalist patronlarla uzlaşmış işçi aristokratlarının yaklaşımıdır.

Ne yazık ki Kıbrıs'ımızda kendini sol olarak tanımlayan birçok parti ve örgüt bu kategori içinde yer almaktadır. Bunların Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin tavrı da emperyalizmle uzlaşma tavrıdır. Bu tavır pratikte emperyalist çözüm planlarına destek vermek olarak kendini gösteriyor.

53 yıldan beri süregelen toplumlararası görüşmelerden henüz bir sonuç alınamadı. Hatta arada, 1974’te barış elde edileceğine büyük bir savaş da yaşandı.

Kıbrıs halkı ikide bir boş yere umutlandırılıp ardından da hayal kırıklığına uğramaktan bıktı.

27/28 Nisan'da BM tarafından Cenevre'de federal çözüm için zemin yoklaması yapmak amacıyla toplanacak olan 5+1 zirve öncesinde, bugün Kıbrıs'ta "sol muhalefet", "çözüm ve barış güçleri", “tarafların federal bir çözüme yönelik açık veya gizli muhalefetlerini terk etmeleri ve BM genel sekreterinin önerilerine olumlu cevap vermelerini talep etmek için” bir eylem düzenliyor.

Halbuki nabız ortada! Ankara ve memuru Tatar, “BM parametreleri değişsin, federal çözüm mümkün değildir, eşit egemenliğe dayalı iki devletli çözümden başka bir şey konuşmayız” diyorlar. Tavır bu kadar açıkken BM daha neyin kimin nabzını yoklamaya çalışıyor?

Belli ki BM’nin de amacı zaman kazanmak ve Kıbrıs halkını bir süre daha oyalamaktır. Zaten Kıbrıs işgal edildi, ada ikiye bölündü; zorla yerinden yurdundan edilen insanların malı mülkü gasp edildi, adaya yasa dışı nüfus taşındı;  gasp edilen gayrimenkuller
taşıma nüfusa yasa dışı tapularla dağıtıldı; Kıbrıs Türk toplumu asimilasyona tabi tutuluyor...

Tüm bu yaşananlara göz yumarak ses çıkarmayan ABD’sinden BM’sine kadar tüm emperyalist güç odaklarının Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için zemin aradıkları yalan!

Amaçları zemin değil zaman kazanmak ve statükoyu daha da güçlendirerek sürdürmektir.

Bu gelişmelere yerli “barış ve çözüm” güçleri de ne sesini çıkarmış, ne de barış meleği kesilen emperyalist devletlere karşı çıkmıştır.

Çözüm ve anlaşma istediğini iddia eden "sol" güçler, eğer bu isteklerinde samimi ve ciddi iseler her şeyden önce;

a. Garantörlüklerin reddini, garantörlerin Kıbrıs üzerindeki hak iddialarının reddini savunmalıdırlar.

b. ABD, AB ve onların yönlendirdiği BM'nin görüşmelerdeki inisiyatifini reddetmelidirler.

c. Kendi ortak çözüm planlarını hazırlayıp bunu dünyaya ilan etmelidirler.

İşin aslı şu ki bunu yapmayan, kendi aralarında bile çözüm için ortak bir anlayışa sahip olmayan bu unsurlar, bu sözde çözümcüler, bugün artık çözümün önünde engele dönüşmüş güçlerdir. İşte bu nedenle bugünkü sözde barış eylemini desteklemiyorum!

Sahte barış çağrılarından bıktık usandık.

Çözüm ve barış güçleri önce kendi içlerinde barış için ortak bir çerçeve belirlemedikçe yapacakları her etkinlik sadece barış ve çözümün engellenmesine hizmet eder!

 

24 Nisan 2021, Avrupa gazetesi

Yorumlar

Popüler Yayınlar