Sendikaların İşçi Sınıfına Karşı Sorumlulukları

COVID-19 ile ilgili sokağa çıkma yasağı sona ererken, yaklaşık 2 aydan beri çalışamadıkları için hiçbir geliri olmayan işçilere söz verilen 1500 TL nakdi yardım hala daha ulaştırılmadı; ya da sizin bu yazıyı okuduğunuz sıralarda yeni yeni ulaştırılmaya başlanıyor. İş yerlerinde sigortasız ve kaçak çalıştırılanların hali perişan. Onlara maddi yardım da yok. Güneyde çalışan ve hem iş yerleri kapalı olduğundan hem de karantina uygulamalarından dolayı işine gidemeyen işçilerin hali de perişan... Bu insanlar ve aileleri iki aydan beri zaruri ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir gelir elde edemiyor.

Halbuki dünyanın birçok ülkesinde sokağa çıkma yasakları uygulanırken işsiz ve gelirsiz kalacak işçiler ve yoksullar dikkate alınarak onların ayakta durabilmesi için önemli ödenekler ayrıldı.

Kuşkusuz burjuvazi bu ödenekleri işçileri sevdiğinden ve düşündüğünden dolayı ayırmıyor. Kendi çıkarları için ayırıyor. Çünkü işçiler olmazsa burjuvazi varlığını sürdüremez. İşçiler olmadan ne makineler, ne motorlar ne de bilgisayarlar çalışamaz.

Bir de tabii İngiltere ve Fransa gibi ülkelerde işçilerin açlığa mahkum edildiğini düşünün! Bu ülkelerde işçilerin öfkesinin önünde burjuvazi ne tanklarıyla ne de topları ve uçaklarıyla durabilir! İsyanlar çıkar. İşçi sınıfı burjuvaziyi siler geçer. İşte hem korkudan hem de çıkarlarını korumak için gelişmiş ülkelerde burjuvazi işçi sınıfına salgın ve sokağa çıkma yasağı koşullarında belirli bir ödenek ayırmak zorunda kaldı.

Peki Kuzey Kıbrıs'ta da böyle mi oldu? Kesinlikle hayır. Burada burjuvazi işini kaybeden emekçilere, kamuda çalışan emekçilerin maaş ve ücretlerinden, emeklilerin maaşlarından ve hatta yoksulluk ödeneği alanların ücretlerinden kesintiler yaparak ve bir ailenin iki ay boyunca insanca yaşamasına hiçbir şekilde olanak tanımayan 1500 TL'lik gülünç bir mali destekte bulunuyor Onu da Mayıs'ın 3'ünü geçti hala yapacaklar!

Salgının başlangıç günlerinde sendikalarımız ne demişti? “Biz elimizi taşın altına koymaya hazırız, yeter ki zenginler de koysun.” Zenginler elini taşın altına koymazsa mücadele edeceklerini söyleyen sendikalar bu güne kadar ne yaptılar? Ne yazık ki kıllarını bile kıpırdatmadılar.

Bizim ülkemizde sendikalar, ve bilinen sarı sendikalardan değil, en ilerici olanlarından bahsediyorum, gerçek görevlerinin ne olduğunu anlamış değildir. Kuşkusuz sendikalar emekçilerin yaşam koşullarını iyileştirecek ekonomik ve demokratik mücadeleler yürütmelidir. Böylelikle elde edecekleri kazanımları da burjuva devletin yasama organlarından geçirerek sağlamlaştırmalıdırlar. Bunlar burjuva devleti yıkmaz, ama iktidarın işçi sınıfına doğru yönelmesine ve işçi sınıfının iktidar mücadelesine katkı koyar. Ancak bu yeterli değildir... Sendikaların asli görevi, ücret köleliği düzenine karşı mücadele etmek ve en geniş anlamıyla işçi sınıfına tam özgürlük hedefi yönünde mücadelenin örgütlenme merkezleri olarak hareket etmektir. Sendikalar bu anlayış içinde mücadele etmeyi öğrenmek zorundadır!


5 Mayıs 2020, Afrika gazetesi

Yorumlar

Popüler Yayınlar